
Derinden derine annemle konuşan Soner’in sesini duyuyordum.
“Bu adam hala uyuyor mu?”
Annemin ne cevap verdiğini bilmiyorum ama Soner’in paldır küldür yatak odama dalmasına bakılırsa cevabı “evet” olmuştu.
“Ula, uykucu! Sen hâlâ uyuyor musun? Namaz başlıyor ya!”
Çatallaşmış sesimle:
“Gece üşüdüm herhalde! Burnum, kafam! Her yerim ağrıyor!”
“Sana dün bize gidelim, demiştim. Sen şehirli adamsın. Buz gibi soğuk evde yatarsan böyle olur.”
Haklıydı galiba… Mevsim kıştı. Ama bir gece de olsa annemin yanında kalamayacaksam köye neden geleyim, diye düşündüm.
“Hadi, kalk! Namazı kaçırmayalım!”


