25 Nisan 2026 Cumartesi

BİR GECEDE DÖRT MEVSİM


Kahkahalar, itişip kakışmalarla ve böğürtülerle pek hızlı inmişlerdi Taksim’den aşağıya… Dünya onların çevresinde dönüyordu adeta… Varlık ve eşya kulak kabartmış, onların geceye taşan muhabbetlerini imrenerek dinliyordu. İstanbul aralık ayının en uzun gecesini yaşıyordu. Yılın o zaman diliminde sert çehresini gösteren karakış, sanki onların sıcak kahkahalarından korkmuş ve yerini ılık mı ılık bir bahar havasına terk etmişti. 

13 Nisan 2026 Pazartesi

DAYAK


“Gülizar koş, çocuklar kumu hep dağıttılar, Gülizar yetiş!” diye seslendi büyük anne. Kristalden vazosu kırılsa herhalde bu kadar can havliyle bağırmazdı. Yıllarca bütün ev işlerinin kendisine yıkılmasından dolayı öfke denizi olmuş ablanın deşarj olması için bu bulunmaz bir fırsattı. Ateşin yanından kaptığı demir maşayla son sürat merdiveni inmeye başladı. Hem koşuyor hem de kızgın bir boğa gibi homurdanıyordu:
“Suratsız! Ben sana kumları debertme demedim mi?”
Ablanın bu derece öfkeleneceğini ummayan babaanne, arkasından seslendi.
“Bütün suç o koca kafada! Çocuğumu da delirtiyo oğlan!”